Dikkat Eksikliği - Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat eksikliği - hiperaktivite terimlerine günümüzde oldukça sık rastlanmakta. Çok hareketli, yerinde duramayan, dikkatini toparlayamadığı için dersleriyle ilgili sorunlar yaşayan çocuklar için tanımlanmaya başlayan dikkat eksikliği - hiperaktivite bozukluğu( DEHB)son zamanlarda erişkinler için de tanımlanır oldu.

Çocukluk çağında görülme sıklığı %3 - %10 arasında değişiyorken erişkinlerde görülme sıklığı ise %2 civarındadır. Erişkinlikte DEHB saptanan kişilerin çok yüksek bir oranında çocukluk dönemlerinde benzer belirtilerin olduğu gözlemlenmiştir.

Erişkin dönemde DEHB’nin bir rahatsızlık olarak algılanmaması ve bu nedenle de bir yardım arayışına gidilmemesi zaman zaman sorunu daha karmaşık hale getirebiliyor. İnsanların iş yaşamında, aile ve diğer sosyal ilişkilerinde bu bozukluğun bir sonucu olarak sorunlar gelişebiliyor, işlevsellikleri hemen hemen her alanda azalıyor. Tüm yaşananlar depresyon, kaygı bozukluğu gibi başka psikiyatrik bozuklukların gelişimi için oldukça uygun bir zemin hazırlıyor.


Bir erişkinde DEHB olup olmadığı nasıl anlaşılır? Ne tür davranışlar ve/veya özellikler DEHB’yi düşündürmelidir?

Bu kişilerden en sık duyulabilecek cümlelerden bazıları “İşlerimi toparlayamıyorum” “Sanki bir labirente sıkışmış gibiyim.” Bu tarz düşünceleri kendilerini yeterince başarılı bulamamalarıyla ilgilidir.,ancak başarılı olmak için gerekli olan düzeni kurmayı bir türlü beceremezler. Ufak işler sürekli biriktirilir, sorun haline gelir. Herhangi bir işe başlarken çok güçlük çekerler, hangi işten başlayacaklarına karar veremezler. Bir şekilde bir işe başladıklarında ise çok çabuk sıkılırlar, hemen vaz geçmek isterler. Sıkılmasalar bile işi öylesine sürüncemede bırakırlar ki; o kadar sık ertelemelere giderler ki; iş bitmek bilmez. Bu bitmeyen işler giderek kabarıklaşır. Hele bir de o işi yarım bırakıp bir başka işe dalarlarsa ki bu durum çok sık yaşanır; o zaman bitmemiş, yarım yamalak bırakılmış bir sürü proje önlerine yığılıverir. İşlerini bitirebilmerini zorlaştıran bir başka etmen ise; zamanı uygun ve etkili biçimde kullanamamaları, organize olamamalarıdır.

Oldukça sabırsızdırlar, herhangi bir şey istedikleri gibi gitmezse çok çabuk moralleri bozulur, gerilirler, hayal kırıklığı yaşarlar. Sabırsızlıkarı sürekli heyecan , yenilik arayışlarına da bağlıdır aslında. Sıkıntıya, beklemeye hiç bir şekilde tahammül edemezler. Özellikle işler rutin hale geldiğinde çok sıkılırlar ve ilk fırsatta iş değişikliğine giderle, sık iş değiştiriyor olmalarıda bu durumun bir sonucudur. Genelde bilinen yolları kullanmaktansa akıllarına geldiği gibi, o iş için öngörülmüşveya genel kabul görmüş kurallar dzigesine uymaksızın davranma eğilimindedirler.


Dikkatini toparlayabilme konusunda büyük sıkıntılar yaşarlar. Uzun süre kimseyi dinleyemezler, televizyon izlemekten çok ellerinde kumanda sürekli zapping yaparlar, uzun süreli kitap okuyamazlar, hem konuşulanı hem de yazılı bir şeyi takip ederken dikkatlerini odaklayamadıklarında çok zorluk çekerler. Aksiyon filmlerinden çok hoşlanırlar, bilgisayar oyunları onlar için çok ilgi çekicidir. Bir grup DEHB olan kişilerde ise dikkat fazlasıyla bir noktaya odaklanır; öyle ki etrafında olup bitenin farkında bile olmazlar.

Anlam veremdikleri bir huzursuzluk içindedirler. Bu huzursuzluk bazen o kadar yoğunlaşır ki; sözel veya fiziksel saldırganlığa dönüşebilir. Saldırgan tavırlar içine girebilmelerinin bir başka nedeni ise; çok çabuk öfkelenmeleridir. Gerçi bu öfke saman alevi gibidir, hemen pişman olurlar. Ancak o kadar sık ve çabuk öfkelenirler ve öfke sırasında kendilerini kontrol etmekte öylesine güçlük çekerler ki, zaman karşı tarafca saldırgan ve kırıcı olarak algılanabilirler.

Duyguları büyük bir hızla değişkenlik gösterebilir. Kısa süre önce gayet neşeli görülen o kişiyi çok üzgün, sıkkın huzursuz bulmak hiç te şaşırtıcı olmaz. Bazen duygu geçişleri öylesine hızlı olur ki karşsındakiler takip etmekte ciddi güçlük çekebilirler. Daha sıklıkla üzülmeye yatkındırlar. Gereksiz yere kendilerine üzülecek konular bulabilir, kendilerini hırpalayabilirler.

Kendilerine saygıları pek yoktur. Dışarıdan bakıldığında özgüvenleri yüksek gibi algılanabilirlerse de; içten içe kendilerini yiyip bitirirler. Başkaları üzerinde yarattıkları etkileri doğru analiz etmekte güçlükleri vardır. Kendilerini yeteneksiz, beceriksiz olarak niteleme eğilimindedirler. Oysa ki, toplum geneline göre çok daha zeki, yaratıcı, sezgili, becerikli insanlardır, sadece bu özelliklerini yukarıda sözü geçen nedenlerle kendi işlerine yarar biçimde kullanmakta güçlük çekerler. Sonuç olarak ta; iş yaşamlarında hak ettiklerini tam olarak elde edememenin yarattığı yetersizlik duygusunu sıkça yaşarlar.

Kendilerini sıklıkla güvensiz hissederler.”Sanki dünya başıma yıkılıyor” Bana yardımcı olabilecek kimse yok ki” tarzı düşünceleri oldukça sık telaffuz ederler.

Duyguları böylesine değişken, hareketli olan bu kişilerin davranışları da hızlıdır. Zamanın koşulların uygun olup olmadığına fazlaca dikkat etmeksizin konuşurlar, bazen konuşmaları o noktada söylenmesi uygun olmayan şeyleri de içerebilir. Durdukları yerde duramazlar, sürekli gezinirler, bacaklarını sallarlar, sık sık pozisyon değiştirirler. Planlarını oldukça sık değiştirirler. Sonunu düşünmeksizin para harcayabilirler. Risk almakta üzerlerine yoktur. Bu durumda da tehlikeleri paratoner gibi üzerlerine çekerler. Bağımlılığa eğilimleri oldukça fazladır. Riski, heycanı sevmeleri nedeniyle kolaylıkla alkol- kumar alışkanlığı hatta bağımlılığı geliştirebilirler.

DEHB olan kişiler genellikle çok sıcakkanlı, kolay dostluk kurabilen kişilerdir. Espri yenekleri iyidir, sosyal oratmların aranılan kişilerindendirler. Oldukça yaratıcıdırlari hep farklı tarzları arar bulur ve yaşamlarına uyarlarlar. Esnektirler, insanlara karşı hoşgörülüdürler. Kolayca “Boşver, kendini üzme, kafana takma” deyiverirler. İnsanlara çabuk güvenirler. Ancak çabuk sıkıldıkları ve sıkıntıya karşı tahammülleri az olduğundan ilişkilerinde ani başlangıçlar ve ani bitişler yaşanabilir. İlişkilerdeki bu hızlı değişkenliğin duygularındaki hızlı değişimlerle de bağlantısı var tabii ki.

Elbette DEHB olan kişilerde bu özelliklerine hepsi birlikte gözlenmeyebilir. Bir grubunda sadece dikkat eksikliği- odaklanamamaya ilişkin sorunlara ve duygusal değişkenliklere rastlanır. Bu gruptakiler hiperaktif olmanın aksine, biraz uyuşuk, hatta tembeldirler. Erişkinlerde hiperaktivitenin baskın olduğu durumlar çocuklardakine oranla daha azdır.

Her heyecanlı, hareketli, aktif kişiyi DEHB olarak adalandırmamak; ancak yukarıda sayılan özelliklerin pek çoğuna sahip kişilerin de bir tedaviye gereksinimi olduğunu atlamamak çok önemli ve bu konuyla ilgili belki de unutulmaması gereken en can alıcı noktalardan biri... Bu tarz sorunlara ne kadar erken müdahele edeilebilirse kişilerin yaşamları süresince karşılaşacakları başarısızlıklar, yetersizlikler o kadar az olacaktır. Uygun tedavi sonrasında DEHB olan veya bu bozukluğa ait bazı belirtileri taşıyan kişiler var olan yetenek ve becerilerini daha etkili ve etkin biçimde kullanabilecekler ve kişiliklerinin olumlu yönlerinin yaşamlarına ne kadar pozitif değerler katabildiğini görme şansına sahip olacaklardır.

DEHB’nun etkisinin güçlü olmadığı hallerde, bu kişiler zeka ve eğitimlerini kulanarak kendileri için sakınca- sıkıntı doğurabilecek yönlerini törpüleyebilirler, ustaca yanlışlarının üstünü örtebilirler. Ancak, DEHB’nun etkisinin güçlü olduğu hallerde kişiler zeka ve eğitim düzeylerinin, yeteneklerinin hak ettiği yere ulaşamadıklarından mutsuzdurlar, kendilerine pek fazla güvenmezler, başarılı olabileceklerine inanamazlar. Erken dönmede yardım aldıklarında ise bu olumsuz duyguları henüz derinleşmediğinden ve yaşamlarına olumsuz deneyimler olarak pek fazla yansımadığından daha çabuk toparlanır ve yaşamlarına daha fazla olumlu deneyimle başlamış olurlar.

Her şeye yeniden başlayabilmek ve yaşamı bir ucundan yakalayabilmek için DEHB’unu erken dönemde tanıyalım ve yardım edelim. Ne dersiniz?


TÜM KİTAPLARDA %45'E VARAN İNDİRİMLER

İyi Hissetmek
%10
indirim
30 TL
27 TL
Hayatı Yeniden Keşfedin
%11
indirim
32 TL
28.5 TL

İçerik Yazarı:

  1. Ne yapmam gerekiyor. Bende anlattığınız gibiyim.

Yorumunuz