Temel İhtiyaçlar Karşılanmadığında Ortaya Çıkan Yapılar

Geştalt yaklaşımında tamamlanmamış işler kavramı kişinin ihtiyaçlarını tatminkar biçimde karşılayamaması ile ilişkilidir. Bu durumda geştalt tamamlanamaz. Geştaltın tamamlanamaması iki şekilde ortaya çıkar: Birincisi geştaltın tamamlanmak üzere açık kalması, ikincisi ise geştaltın tamamlanmadan kapatılması, yani geştaltın sabitleşmesidir (Daş, 2010). Geştalt yaklaşımına göre, yeterli bir donanıma sahip olmayan küçük bir çocuk, çocukluk döneminde karşılaştığı travmatik ve zor yaşantıların yol açtığı yoğun duygularla sağlıklı bir şekilde başa çıkamadığı için, bunlardan kurtulabilmek amacıyla bu duygulara yol açan ihtiyaçlarını karşılamaktan vazgeçer. Başka bir deyişle, ihtiyacını karşılamak üzere oluşturduğu geştaltı, yaşadığı yoğun olumsuz duygular nedeniyle tatminkar biçimde tamamlayamadığı için erken ve uygun olmayan bir biçimde kapatır. Geştalt yaklaşımında buna geştaltın sabitleşmesi denir (Daş, 2010).

Sabitleşmiş geştalt kavramına benzer olarak bilişsel davranışçı terapide de temel inanç ve şema kavramları karşımıza çıkmaktadır. Bilişsel davranışçı modele göre, insanların duyguları, bedenleri ve davranışları, olayları nasıl yorumladıklarından etkilenmektedir. Buna göre, insanların neler hissettiğini belirleyen şey, olayın kendisi değil, o olaya ilişkin olarak kişinin kendi zihninde verdiği anlamlardır (Beck, 1964; Ellis, 1962: Beck, 2001). Bu yaklaşıma göre, çocukluktan başlayarak, insanlar kendileriyle, diğer insanlarla, yaşadıkları dünyayla ilişkili bazı inançlar geliştirirler. En temel, en derinlerdeki inançları ise, dünya ve diğer insanlarla olan ilk deneyimleriyle biçimlenen ve genellikle hiç sorgulanmamış olan algıları, fikirleri yani temel inançlarıdır (Beck, 2001).

Batur ve Demir (2009) şemaların olayları algılarken bize anlam çerçeveleri sunuyor olmalarına ve kişilerarası ilişkilerin büyük ölçüde ortak şemalara dayandığını belirtmektedirler. Örneğin, bilgiyi bellekte saklayabilmek, farklı duyu organlarından gelen bilgileri birleştirebilmek, birbiriyle ilişkili bilgileri hatırlayabilmek, şemalar yardımıyla olmaktadır. Şemaların tekrarlanarak gelişmeleri ve otomatik işleyen zihinsel birimler haline dönüşmeleri uzun yıllar sürmektedir (Batur ve Demir, 2009). Young ve arkadaşları da (2008) tarihsel anlamda şema kavramını değerlendirirken bir şemanın kişinin yaşam deneyimlerinin anlam kazanması için genel biçimde düzenlenmiş herhangi bir prensip olduğunu ifade etmişlerdir. Psikoterapi ile ilgili önemli bir görüş de çoğunun hayatının erken evresinde biçimlenen şemaların uzun süreli uygulanmadığında bile karmaşıklaşmaya devam ettiği, daha sonraki hayat deneyimlerini de üzerine koyduğu anlayışıdır. Buna göre kişinin dünyaya ve kendisine olan stabil bakışı sürdürmek için buna “bilişsel uyumluluk” dense de, bu şemanın gerçekte kusurlu ve çarpık olduğu gerçeğini değiştirmez (Young ve ark., 2008).

İşte Geştalt terapide, bilişsel davranışçı terapideki gibi düşüncelerin daha gerçekçi olanlarla değiştirilmesi yerine, bu çarpıklığın nedeni olan ihtiyacın karşılanması gerekliliğinin üzerinde durulmaktadır. Başka bir deyişle, bilişsel davranışçı terapi bu inançların nasıl ve neden oluştuğu ile değil, bugünde işlevsel olup olmadığı ile ilgilenir. Geştalt yaklaşımı ise, kişinin bugününü hala etkilemesi anlamında hala “bugünde” olan geçmiş konuları kişinin bugüne kadar onu takip etmiş ihtiyacı ve bu ihtiyacı karşılamak için sahip olduğu potansiyeline vurgu yaparak “şimdi ve burada” gerçekleştirmeyi hedefler.

Geştalt yaklaşımına göre, çocuğun kendini acı çekmekten ve kötü muamele görmekten koruyabilmek için geştaltı sabitleştirmeye çalışırken geliştirdiği yollar onun daha sonraki yıllardaki varoluş biçimini, yani fiziksel, duygusal, davranışsal ve bilişsel süreçlerini belirler (Clarkson ve Mackewn, 1993: Daş, 2010). Bu nedenle tamamlanmayan ihtiyacı sabitleşmiş kişi, şimdiki çevresi çocukluğundan çok farklı olsa da, aynı çocukluğundaki gibi tepki vermeye devam eder ve geçmişindeki çözümlenmemiş olan ihtiyaçlarını şimdiki zamanda karşılamaya çalışır. Tamamlanmamış ihtiyacı tamamlama eğilimi, kişinin geçmiş problemlerini çözmeyi amaçlaması bakımından oldukça sağlıklıdır ancak geştaltın sabitleşmiş olması nedeniyle, kişi hem ihtiyaçlarının tam olarak farkında olmaması hem de bu ihtiyaçları karşılamak için eski bildiği işlevsiz yolları kullanması sebebiyle yine ihtiyaçlarını karşılayamaz. (Daş, 2010).

Bu da bilişsel davranışçı terapinin şema kavramına bakışı ile benzerdir. Zira temel inançlar bir kez aktive olduklarında kişinin o inancı destekleyici kanıtları bulup çıkarmasına ve o inanca ters olan verileri çarpıtmalarına sebep olurlar. Bu anlamda, temel inançlar global, aşırı genelleyici ve değişime dirençlidirler (Beck, 2001). Bununla paralel olarak Geştalt terapide de, kişi sabit geştaltına o kadar alışmıştır ki, ne yaptığının nasıl yaptığının, ne amaçla yaptığının farkında değildir. Dolayısıyla da ortaya çıkan belirtiler genellikle örtüktür ve tamamlanmamış işlerle bağlantısızmış gibi görünür (Daş, 2010).

Geştalt yaklaşımında sabitleşmiş geştaltlarla çalışmak için terapide belli bir zamanın geçmesi gibi bir ön koşul ya da onlarla çalışmayabileceği gibi bir esneklikten söz edilmez, zira terapi sürecinin başından itibaren tamamlanmamış işler, ihtiyaçların fark edilip, karşılanmasında çok önemlidir. Ancak bilişsel davranışçı terapide şemalara ancak danışan olumsuz otomatik düşüncelerini tanıyıp onları sorgulayarak değiştirme becerisini kazandıktan sonra –o da ihtiyaç duyulursa- odaklanılır (Batur ve Demir, 2009; Beck, 2001). Bilişsel davranışçı terapide temel inançlar problemin kökenidir ve bunların fark edilmesi, değişimine de zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle bunların ele alınması tedavinin kalıcılığı, diğer bir değişle nüksün önlenmesi, için gereklidir (Batur ve Demir, 2009).

Bilişsel davranışçı terapide, kişinin belirlediği hedefe ulaşması için, zamanında çocuğun dünyayı algılaması için kestirme yollar sağlamış, yıllar içinde kişinin bunları doğrulayan deneyimlere yönelmesiyle pekişmiş, ancak şu anda işlevsel olmayan temel inançların değerlendirilmesi, çeşitli yöntemler (kanıt karşı kanıt, kar-zarar analizi gibi) aracılığıyla gerçekçi olanlarla değiştirilmesi ve kişinin bu şemalar sebebiyle geliştiremediği ve dolayısıyla hedefine ulaşmasını engelleyen bazı davranışsal becerileri eksiklerinin kapatılması hedeflenir. Yani temel inançların değişimi, biliş düzeyinde bir takım sorgulamalar ve davranış düzeyinde ise çeşitli deneyler yolu ile gerçekleşir (Beck, 2001; Batur ve Demir, 2009). Geştalt yaklaşımında ise sabitleşmiş Geştalt kavramı direkt olarak geçmişte tamamlanmamış bir işle ve buna katkıda bulunan kişilerle birarada değerlendirilir. Kişinin geçmişteki bir kişiyle tamamlanmamış bir işini tamamlaması için, danışanın ilgili kişi ile yüzleştirildiği yaşantısal tekniklerden yararlanılır. Bunu yaparken inançların gerçekçi olup olmaması üzerinden değil, kişinin neye ihtiyacı olduğunu fark etmesi ve ifade etmesi üzerinden gidilir. Bunu anlamak için de düşüncelerden ziyade, duygulardan ve bedenin sinyallerinden yararlanılır (Daş, 2010).



Kaynaklar

Batur, S., Demir, H.K. (2009) Depresyonun Tedavisi: Bilişsel Davranışçı Yaklaşım. Bilişsel-Davranışçı Terapiler’in içinde. Savaşır, I., Soygüt, G. ve Barışkın, E. (Eds.). 4. Baskı. sf. 19-56. Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları.

Beck, J.S. (2001) Bilişsel Terapi: Temel İlkeler ve Ötesi. Çev: Şahin, N.H., Çev. Ed: Balkaya, F. ve Koçkar, A.İ., Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları.

Daş, C. (2010) Bütünleşmek ve Büyümek: Geştalt Terapi Yaklaşımı. 3. Baskı. Ankara: HYB Yayıncılık.

Young, J.E., Klosko, J.S., Weishaar, M.E. (2008) Şema Terapi: Terapistin Rehberi. Çev: Soylu, T.V., Özakkaş, T. (Ed). İstanbul: Litera Yayıncılık.


Bu konuyla ilgili kendine-yardım kitaplarımız:


TÜM KİTAPLARDA %45'E VARAN İNDİRİMLER

İyi Hissetmek
%40
indirim
30 TL
17.9 TL
Hayatı Yeniden Keşfedin
%41
indirim
32 TL
18.9 TL
Mod Terapisi
%34
indirim
19 TL
12.5 TL

İçerik Yazarı:

Yorumunuz