Çocukta cinsel gelişim

“Çocukta cinsellik olmaz” inanışı pek yaygın olmasına rağmen, aslında çarpıtılmış ve gerçekdışı bir inanıştır. Son dönemlerde çocuk ve cinsellik kavramlarının zorbalık, istismar ve şiddet içeren olaylar içinde biraraya gelmesi, cinselliğin kötü olarak algılanmasına ve tabulaştırılmasına sebep olmaktadır. Halbuki gelişimsel olarak cinsellik; sosyal, bilişsel, fizyolojik gelişimlerin bir parçası olmakta ve bebeklikten itibaren başlamaktadır.

Bebeklikte genital bölgedeki farkındalık, alt ıslatma ve değiştirme esnasında artar. 1-3 yaş arası tuvalet eğitimi ile başlayan ve daha sonraları çocuğun motor hareketlerindeki becerilerinin artışı ile vücuda ve genital bölgeye dokunma ile cinsel ilgi, merak ve keşif devam eder. 1-3 yaş arası çocuklar cinsiyet arası farklılıkları farketmeye başladıkları gibi, vücut bölgelerini tanımaya ve bölgelere isimler takmaya başlarlar.

3-6 yaş arası, cinsel merakın en çok yoğunlaştığı dönemdir. Özellikle “ben nereden geldim” soruları bu dönemde anne-babaların sıkça karşılaştığı sorulardandır. Zaman zaman anne-babalar çocukların bu soruları karşısında ne yapmaları gerektikleri ile ilgili endişe duyar ve cevapsız kalırlar. Doğru olan, bu soruları doğal karşılayıp, çocuğun gelişim yaşı göz önünde bulundurularak, açık, net ve fazla detaya girmeden cevaplayabilmektir. Örnek olarak “ben nasıl dünyaya geldim” sorusuna verilecek cevaplardan biri, “baba ile annenin tohumlarının bir araya gelmesi sonucu annenin karnındaki ufak kesecikte yetiştin ve keseciğin kapağından dışarı çıktın” olabilir.

Bunun yanısıra, çocuğun mastürbasyon eğilimlerini doğal karşılamak ve bunları cezalandırıcı ya da yasaklayıcı bir tavırla söndürmek yerine, bu hislerin doğal olduğunu ve herkes tarafından yaşandığını çocuğa aktarmak, çocuğun cinselliği doğal bir durum olarak öğrenmesine ve kabullenmesine yardımcı olacaktır.


TÜM KİTAPLARDA %45'E VARAN İNDİRİMLER

İyi Hissetmek
%40
indirim
30 TL
17.9 TL
Hayatı Yeniden Keşfedin
%41
indirim
32 TL
18.9 TL
Mod Terapisi
%34
indirim
19 TL
12.5 TL

İçerik Yazarı: Klinik Psk. Derya Utku

Yorumunuz