Ah şu alışkanlığımdan bir vazgeçebilsem!

Neredeyse herkesin, yapıldığında kötü hissettiren, zarar verdiğini düşündürten ve hiçbir işe yaramayan kötü alışkanlıkları vardır. Sadece sigara veya alkol gibi düşünmeyin. TV başında boş boş oturmak, işleri sürekli ertelemek, sağlıksız ve düzensiz beslenmek, aşırı cinsel aktivitede bulunmak, dedikodu yapmak, aşırı para harcamak ve daha yüzlercesi gibi.

Her Pazartesi 'yeter artık, bugün diyete başlıyorum' diyip ertesi gün bir önceki gün yediğinin iki misli fazla yemek tüketen kişilerin pişmanlıklarını, öfkelerini, kızgınlıklarını hisseder gibiyim. Ders çalışmak üzere her defasında plan program yapıp, iş çalışmaya gelince TV'nin karşısına geçip 'tamam ya, daha vaktim var, 1 saat sonra başlarım' diyerek, günün geri kalanını belki daha evvelden seyrettiği programlarla geçiren öğrencilerin kendi kendilerine söyledikleri nefret dolu sözleri duyar gibiyim.

Adı üstünde ALIŞKANLIK, kolay kolay vazgeçilemeyen bir tür yapışkan. Beyni, beyin yapılarını ve davranışla ilişkisini inceleyen Nörobilim, alışkanlığı beynin derinliklerine saklanmış, birbirine sıkıca kenetlenmiş nöron (beynin sinir hücresi) gruplarının varlığı ile açıklar. Peki o halde bugüne kadar öğrendiklerimize ve alışkanlıklarımıza hep böyle hapis mi olacağız? Kendimizi yenilemenin, davranışlarımızı değiştirmenin hiç mi yolu yok?

Elbette VAR. İnsan doğasının belki de en güzel özelliği varolanı şekillendirme, varolanı değiştirebilme yeteneğidir. O halde bu alışkanlıklardan da kurtulmanın bir takım yolları var. Birlikte bakalım bu yollardan bir tanesi nasılmış?



Öncelikle değiştirmek istediğiniz kötü alışkanlığın adını koymak çok önemli. Bir başlık atalım. Örneğin: Sağlıksız, düzensiz yemek yeme alışkanlığım gibi...

Güzel... Neyi değiştirmek istediğinizi biliyorsunuz. Zihninizde alışkanlığınızın neye benzediği canlandı bile. Dikkat edin, canlanan imgeler daha çok alışkanlıkla ilgili istemediğiniz, beğenmediğiniz taraflar olacaktır. Halbuki yapmamız gereken istemediğimiz tarafa odaklanmaktansa, ne istediğimize odaklanmak olmalı. Peki o halde, biraz düşünelim, bu alışkanlığımızı niçin değiştirmek istiyoruz? Örneğin: Sağlıklı ve güzel bir vücuda sahip olmak için, hafif hissetmek için, kıyafetlerin daha iyi durması için, hoş gözükmek için, başarılı hissetmek için, yeni bir işe girmek için, hoşlandığım kişiye güzel görünmek için gibi... Yazın yazabildiğiniz kadar. Ne kadar sebep, o kadar motivasyon!

Şimdi ise biraz daha değişik bir çalışma yapalım. Kötü alışkanlığınıza neden devam etmek istersiniz? Bunun cevabı da vardır mutlaka ki bu kadar zamandır sıkı sıkıya bağlanmışsınız. Aklınıza gelenleri yazın. Aynı örnekten devam edelim: Eğlenceli bir aktivite olduğunu düşünüyorum, ancak çok yemek yersem doyabiliyorum, başkalarıyla birlikte olmam için bir sebep, böylece sevdiklerimi kırmıyor, onlara uyum sağlıyorum, sağlam yiyen kişi güçlüdür gibi...

Farkındaysanız, bu çalışma, alışkanlığınızı devam ettirmenize sebep olan ihtiyaçlarınızı ortaya koyuyor. Sevdiklerimize hayır diyemediğimizden ya da onları kırmak istemediğimizden aç olmadığımız halde yemek yemek sık karşılaştığımız bir durum. Alışanlığımızı sürdürmemiz neye hizmet ediyor, bulalım! Örneğin: Yemek yemek benim için başkalarına uyum sağlamak, çünkü yalnız olmak istemiyorum, insanlara uyum sağlarsam beni severler.

Peki bu alışkanlığınız acaba ihtiyacınızı ne ölçüde karşılıyor? Aynı örnekten devam edelim ve yukarıdaki çalışmalar sayesinde yalnızlık duygusundan kaçınmak için yemek yediğinizi farkettinizi varsayalım. 15-20 dakika kadar süren hamburger, patates, kola, çikolata, çekirdek bombardımanı ardından bir süreliğine yalnızlık duygusundan kurtuldunuz, sakinsiniz, mutlusunuz. Peki ya o akşam uykuya dalarkenki hisleriniz? Mideniz çatlıyor gibi, muhtemelen vücudunuzda kiloya dönüşmeyi bekleyen yağ birikimine katkıda bulundunuz, suçluluk, pişmalık, kızgınlık, mutsuzluk ve niceleri! Yalnızlık hissinizi geçirmek için sıkı sıkıya bağlandığınız yemek yemek davranışının faturası oldukça ağır oldu.

Elinizde davranışınızı değiştirmek için geçerli bir sebebiniz var gibi. Yalnızlık duygusuyla başetmek için başka ne gibi yöntemler denemek istersiniz? Acaba daha çok işinize yarayabilecek, kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olabilecek neler olabilir? Örneğin: Yemek yiyerek geçirdiğiniz 15-20 dakikalık vakitte uzun zamandır konuşmadığınız bir arkadaşınızı arayabilir, sohbet edebilirsiniz. Güvendiğiniz sevdiğiniz bir arkadaşınızla yalnızlık sorununuzu paylaşabilirsiniz, belki size yeni fikirler verir. Sevdiğiniz bir aktivite bulabilirsiniz, dans etmek gibi...

Zihinsel olarak bir takım çalışmalar yaptınız ve iç dünyanıza dair bilinmezliklere kapı açtınız. Buraya kadar çok güzel ama bir yandan da alışkanlığınızı daha iyi bir davranışa dönüştürmek için dış dünyaya ait bilgiler de edinmelisiniz. Örneğin: Sağlıklı beslenme nasıl olur, zararlı yiyecekler nedir, zararlı olduğunu bildiğim ama zevk aldığım yiyeceklerden ne kadar yiyebilirim, spor yapmalı mıyım, hobimi sağlıklı yaşamama katkıda bulunacak bir aktiviteye nasıl dönüştürürüm gibi...

Adını koyarak başladığımız alışkanlık değiştirme yöntemine dair bir fikriniz oluştu sanırım. Unutmayın, bu bir yolculuk, hem de hemen pes edilmemesi gereken bir yolculuk. Yolda ayağınıza takılıp da düşmenize sebep olabilecek irili ufaklı taşlar olacaktır. Düşseniz dahi ayağa kalkıp, kaldığınız yerden devam etmek de aslında üzerimize yapışan alışkanlıklara karşı koymaktır.

Daha detaylı bilgiler için yayınevimizden çıkan kitapları gözden geçirebilirsiniz.
Tüm Kitaplar'da %40 a varan Sonbahar indirimi için tıklayın!

İçerik Yazarı: Klinik Psk. Derya Utku