ANNE OLDUM BANA NELER OLUYOR?

Doğum bir kadının hayatında yaşadığı en büyük değişikliklerden biri. Sadece yeni bir bebek dünyaya gelmiyor, annenin de dünyası büyük ölçüde değişiyor. Bir yanda; kendinden bir parçaya, onun yardımına bakımına muhtaç küçücük bir canlıya hayat vermenin keyfi, bir yanda hayatında olabileceğini düşündüğü değişikliklerin verdiği hüzün...

Doğumdan sonraki ilk iki üç gün anne için gerek duygusal gerek de fiziksel olarak oldukça yoğun geçmektedir. Hastaneden eve dönen anneyi; sevincin, mutluluğun yanında ve belki de onlardan da yoğun olarak korku, kaygı, endişe, çaresizlik, ne yapacağını bilememe gibi duygular karşılamaktadır kapıda. Özellikle hamilelik istenmeden gelişmişse, evlilikte bazı sorunlar varsa, bebekte anne karnındayken veya doğum sırasında – sonrasında bir sorun yaşanmışsa, anneye destek olacak kişiler yoksa veya yetersizse işler daha da zorlaşmaktadır. Bebek her ağladığında bir telaş almaktadır anneyi: “Ne istiyor anlayamıyorum?”, “Onu nasıl susturabilirim?” , “İyi bir anne olmayı başarabilecek miyim?” Gibi duygularla kendini yetersiz, çaresiz hisseden anne bir yandan da “Bundan sonra ki hayatım nasıl olacak?” , “Kendime hiç vakit ayıramayacak mıyım?” , “Süt veren bir inek gibi hissediyorum kendimi.” , “Bütün gün nasıl geçiyor anlamıyorum?” , “Benim başka işim yok mu?” Türünden sorular sormaktadır kendine. Yeni annenin kafası çok karışıktır, sık sık gözleri dolmaktadır, çok halsiz ve bitkindir, dikkatini bir türlü toplayamaz, derin derin iç çeker, vücudunda ki her noktanın ağrıdığını hissetmektedir. Zaman zaman bebek için çok endişelenirken bazen de herşeyi bırakıp kaçmayı arzulamaktadır, yanında yatan ve hayatını karman çorman eden bu küçük şey de kimdir?

Doğum sonrası hüzün olarak adlandırılan bu durum normal olarak kabul edilmektedir. Zaman zaman hormonlar, biraz genetik, biraz da pisikososyal nedenlerden söz edilmektedir oluşumuyla ilgili olarak. Bir hafta – on gün içinde annemiz bebeğine ve yeni ortamına uyum sağlamaya başlayacak, nasıl davranması gerektiğini yavaş yavaş öğrenecektir. Bu hüzün dönemi; gebeliğin son döneminde ve doğum sırasında çok endişeli olanlarda, adet öncesi dönemlerde kendini çok gergin hissedenlerde, doğum olayından korkanlarda biraz daha ağı yaşanmaktadır. Doğuma yakın dönemlerde anneleri bu konu hakkında bilgilendirmek çok yararlı olacaktır. Bir diğer önemli noktada; bu hüznün uzaması veya bu dönem sırasında yaşananların çok şiddetli olması halinde bir uzmana danışılması gerekmektedir.

Doğum sonrası depresyon hüznün uzadığı yada şiddetli seyrettiği durumlarda akla gelmeli ve hüznün aksine hemen tedavi edilmelidir. En sık görüldüğü dönem, doğumdan sonraki ik, dört hafta içindedir.
Kadın; kadınlık ve annelik rolünü benimsemekte güçlük çeken bir yapıdaysa doğum sonrası depresyona daha sık rastlanır. Ortada bir bebek vardır ve onun bakımından en azından ilk dönemlerde birincil olarak sorumlu olacak kişi annesidir, bu rolü benimseyememiş kadınlar için bu dönem oldukça zor geçmektedir. Kadın anne olduğunda; öncelikle annesiyle yaşadıklarını tekrar gözden geçirecek ve kendine annelik rolü benimsemeye çalışacaktır. Anneyle ilişkileri sorunlu olan kadınlar anne olduklarında, geçmiş gerginliklerini tekrar tearar yaşıyacak ve bu nedenle de depresyona daha yatkın olacaklardır. Evliliklerinde sorun yaşayan ve bu sorunlarla baş etmekte güçlük çeken kadın; anne olduğunda sorunlar daha da katlanmış olarak karşısına çıkacak ve baş etmek neredeyse olanaksız hale gelebilecektir. Baş edemedikçe artan sorunlar anneyi depresyona doğru itebilecektir. Annelik konusunda deneyimi olmayan kadınlar için ilk dönemlerde yakınlarından alacakları desteğin önemi çok büyüktür. Kendini çaresiz, beceriksiz hisseden yeni anne, yakınlarından da arzuladığı fiziksel ve/veya ruhsal desteği alamadığında bu duyguları daha da derinleşerek depresyona daha yatkın olabileceklerdir. Hamileliği zor geçiren veya düşük tehdidi yaşayan veya zorlukla hamile kalmış anneler sahip oldukları bebeklerini her an kaybedebileceklerini düşünerek gergin, kaygılı, telaşlı olabilirler. Doğuma yakın bir dönemde, doğum sırasında yada hemen sonrasında yaşamında olumsuz değişiklikler (iş kaybı, para kaybı, yakınlarının hastalığı v.b.) yaşayan annelerin uyum sağlama becerilerinde azalmalar olabilmekte, depresyon bu kişilerde daha sık görülebilmektedir. Doğum sonrası depresyona girme olasılığı, geçmişte depresyon gibi bir psikiyatrik hastalık yaşayanlarda veya ailesinde böyle bir hastalık olanlarda daha fazladır.

Doğum sonrası depresyon yaşayan kişilere neler olmaktadır sorusuna göz atacak olursak;
Anne yoğun bir sıkıntı, endişe içindedir, sürekli gözü yaşlıdır. Canı hiçbir şey yapmak istemez, hatta bebeğine bakma bile çok zor gelmektedir, bu nedenle de kendini suçlu hissetmektedir. Çok iştahsızdır, emzirdiği halde kilo vermektedir. İyi bir anne olamayacağını düşünerek umutsuzluğa kapılır. Kendini oldukça beceriksiz ve yetersiz hissetmektedir. Dikkatini bir türlü toplayamaz. Sürekli yorgundur ve halsizdir. Zaten uyku düzeni de bozulmuştur. Zaman zaman bebeğini istemediğini, ondan bıktığını düşünen anne, bu düşüncelerinden dolayı kendinden utanmakta, kendini ayıplamaktadır. Yaşamdan bıktığını ölmek istediğini düşündüğü anlar bile olabilmektedir.

Bu zorlu dönem; tedavi ile üç ay içinde düzelebilir. Tedavide amaç; anneliği tanımlamak bu işin zorluklarını ortaya koymak, annenin özellikle bebek ile olmak üzere yaşamındaki diğer insanlara karşı duygularını açıkça ifade etmesine yardımcı olmak, bebekle ve kendi yaşamıyla ilgili sorunları çözme becerisine katkıda bulunmak ve baş etme becerilerini geliştirmeye çalışmaktır. İntihar, yoğun suçluluk duyguları, aşırı kilo kaybı annenin bebeğe ve/veya kendine bakamaması hallerinde, doktor kontrolünde ilaç tedavisi gerekli olabilmektedir.

Doğum sonrası depresyon; tedavi edilmediğinde anne bebek ve yakın çevresi bu durumdan büyük zarar görebilir. Anne, giderek kendini daha yetersiz, beceriksiz hisseder, tüm ilgisini – neşesini kaybeder, yaşam becerileri azalır. Anne bu durumdayken bebeği ile iletişim kuramaz, tüm dikkati kendine yoğunlaştığından bebeğini neredeyse fark edemez ve bu durumdan ciddi biçimde acı duyabilir. Depresyondaki annenin bebeğinin çevreyle iletişim kurma becerileri gelişemez, annesiyle göz göze temas edemeyen, sevildiğini algılayamayan bebeğin tepkileri gecikmiş olarak ortaya çıkar, sadece çok ağlamaktadır. İlerleyen zamanlarda çatışmalarını çözmek, duygularına çeki düzen verme anlamında da çok başarılı olmaz. Bebek, kendini yalnız bırakılmış, istenilmemiş, terk edilmiş, itilmiş kısacası sevilmiyor gibi hisseder. Annenin depresyonu düzeldikçe bebeğin davranışları da normale dönebilir. Anne çocuk arasında sevgi ilişkisi, tekrar kurulabilir.

Nadir olmakla birlikte, bazı annelerde doğum sonrasında çok daha ağır hastalıklar gözlenebilmektedir. Anne kimsenin duymadığı sesler duyabilir, çevresindekileri olduklarından farklı algılayabilir, bebeğini ret edebilir hatta bebeğini düşman görerek öldürmeyi düşünebilir yada gerçekleştirilebilir. Annenin davranışları doğumdan sonraki ay içinde çok garipleşmişse, bebeğe karşı tutumları belirgin olarak itici ise, zarar görmekten veya zarar vermekten ciddi endişeler duyuyorsa bu durum da hemen bir psikiyatri uzmanına danışılarak gerekli tedavi başlanmalıdır.

Daha detaylı bilgiler için yayınevimizden çıkan kitapları gözden geçirebilirsiniz.
Tüm Kitaplar'da %40 a varan Sonbahar indirimi için tıklayın!

İçerik Yazarı: Psikiyatr Özlem Mestçioğlu

  1. Deniz / izmir 2/3/2016 10:40:28 PM

    Yazınızı hayranlık işe okudum bir ayna gibi ... 4 ay önce doğum Yaptım ve biri benim adıma konuşmuş diye çok sevindim . İçim rahatladı ... Demek kelimelere dökülebiliyor ... Üstesinden gelebiliyor belki insan ama okumak ve yazmak... Mutlu oldum Tercüman olmuşsunuz .... Sanırım hepsinin üstesinden gelmek Için önce içerden istemek Lazım . İçeriden... En içerden . ;))) yarı depresif okudum ... Gülümsedim ... Oh be dedim ;)) biri de beni anlamış